Dün, Bütün gece seni aradım Önce evin odalarına baktım bir bir Sonra sokaklarına şehrin. Geceydi, Kimseler yoktu sokaklarda Herkese seni sordum, Söylemediler, Yoktular...
Aklım başımdan çıkmış, Başımı almış çıkmıştım, Dalıyordum karanlığa Lafta seni arıyordum Ama yoktun. Olmayacağını bile bile Olmayacağın her yere seni sordum Yoktun. Ama seni aramak, Vardı kaderde.
Sen yoktun. Oysa, Bütün gece seni aradım dün gece Olmayacağın her yerde. Ama olsun, Seni aramak vardı kaderde.
Sabah güneş doğanda gördüm yüzünü, Kuşlar ötmeye başladı, Kulaklarımda sesin, Rüzgar kokunu getirdi uzaklardan Ama nerelerden...? Aradım, Bulamadım...
Var gücümle bağırdım, Ve haykırdım seni aradığımı, Özlediğimi, beklediğimi Belki duyarsın sesimi diye Seni seviyorum diye bağırdım, İnsanlar baktı yüzüme, Hepsi acımaksı Hepsi ağlamaksıydı bakışların. Ve sen gittiğin gün Gök ağlamıştı gidişine Bir de ben. Ama inanamadım gittiğine O gece ve her gece, Bir de dün gece Bütün gece seni aradım Olmayacağını bile bile Olmayacağın her yerde...
ara gelirim.. euro para birimim bana birifing verme sarabilirim.. aydın doğan'a ben çakabilirim.. bide basından sansürleyebilirim.. olsun rap bende gene gelirim... kaşınan olursa ele veririm.. söle ben sana daha ne diyebilirim... ben rapi bilirim o benim tek birimim..... BeN RaPTiM , ÇoK MaNTıK TePTiM... HiÇ DeĞiL HePTiM , KoYu KaRaMSaR ReNKTiM... VeLHaSıL ÇiFTeSiNDe PeKTiM.. BiNLeRCeSiNe KaRŞı YEKTİMMM...
Bir yudum özlem zerre kadar kafeslere gizlenmiş. Ökseye acı tebessüm yetermiki ! Sihirli büyüsüne kapılıp derinlere demir almak gelmişse zamandan... Islah olmayan kahrolası deli gönül. Yaslı yaslı, tutam tutam gözyaşları parça parça delipte geçer aheste aheste. Sinemi ellerimle sakladım...Dünyanın şahitliğini gözardı etmelimi ! düşünecek...Mırıldanacak halimmi kaldı ! Ecel randevumu verdi be Ruh, kalk kendine gel. Gün yirmidört saat, ilelebet kalmayacak bu deli gönül bu Hicranda. Hurefalarmı sardı o sarı benini. Vücudun
solmaya yüz tutmuş...Karların, Sonbaharın üstüne üşüşmesi ne kadarda acımasız.
Ben İlkbahar' a hasretim, yaz gelmesin sonbaharın çığırtkanlığından dem vurmasına dayanamıyorum. Albümlerde...Hatıra defterlerinde saklı acı çilem. Hiç açılmasın...Gün yüzüne hasret kalsın, geçmiş kahrolası kayıp saatler.
Her damla gözyaşıyla birlikte kaybolan, eriyen umutlarım bitap düşen mahzun loş bakışlarım...
Ah deli KIZ.... Direnişin böylesine hangi yürek dayanır ki ? Hangi acı böylesine sızlatır burun deliklerini... Ağlayacağım... Ağlamayacağım...
Kullanılmamış bir gençlik bıraktın geride. Kullanılmamış hevesler kaldı ardından. Kirpiklerinden düşen kelebekler kaldı ıssız sokaklarda. Şimdi ihanet fiyakalı dolaşıyor. Şimdi alçak rüzgarlar doluyor apartman kapılarına.
Bir nefes eksildi direnişin soluklarından. Bir kalp eksik atıyoruz. Çabuk yorulacağız artık. Sık sık çöküp bir yerlere içleneceğiz derinden derinden. Şimdi kim açacak mektupları ? Hangi yorgun gözler dolaşacak sayfalar arasında ? Son satırlar " Ölüm " kokuyor. Gözlerin kızarmış. Yoksa Ağlıyormusun ?
Ah deli kız…
İlle de umut, ille de yarınlar , ille de İNAT... Şimdi nereden çıktı bu veda ? Daha uzun kalacağını bekliyorduk. Hangi kavgaya geç kaldın ? Kime söz verdin önceden Duanın tam ortasındaydık. Şimdi belimizi büken yükün kalkmasını isteyeceğiz. Şimdi... Ağlayacağım... Ağlamayacağım... Allahım lütfen O `nu...
Kirli bir işleyişin kıyısından yuvarlanıyoruz bir bir...Hayatın kenarından düşüyoruz. Beceriksiz yürüyoruz, yalpalıyoruz işte. Hiçbir iğrenç kurguya sığmıyor bedenimiz.
Ah deli kız...
Sen ne dersen de , ben yine de AĞLAYACAĞIM GİTMENE....
bak demin cok güzel bir siir buldum, ve bunu seninle paylasmak istedim
Ey SevgiliGelir misin rüyama bir kez göreyim cemalini Engelliyor günahlarım gül yüzünü görmeyi Arzum ahirette cennete seninle girmeyi Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Sensiz dünya zilletle boğuluyor Asr-ı saadet günleri hasretle çekiliyor Toplumun ahlakı gitgide çöküyor Ne olur biraz gül bana Habib-i Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Geceler karanlık, yokluğunda her saniye Ay doğmuş, güneş batmış ne çare bu çileme Tutamazsam elini sırat üzerinde Ne olur biraz gül bana Nebi-î Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Bir bilal olamadım ezanın için Çıkıpta sahraya, kavrulmadı ayağım elim Sen varken, sensiz olmak bilmem niçin Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Seni anar Ya Muhammed Kubbe-i Hadra Yoktu keder yoktu zulüm asr-ı saadet zamanında Kapılar aralanıyor karanlıklar ortasında Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Sel olur göz yaşlarım, ismini duyunca Tebessümün de ne hoştur ukbada Şefaatini eksik eyleme mahşer anında Ne olur biraz gül bana Resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa
Alemlere rahmetsin nurun ile Kalplere düstursun ahlakın ile Salat-u selamlar sanadır Ya muhammed Ne olur biraz gül bana resul-ü Kibriya Ne olur ümmetinden eyle Muhammed Mustafa(S.A.V)